Son Yazılar

  • Uzkeba

Isle of Skye: Bölgenin En Büyük Damıtımevi


15. Spirit of Speyside Festivali için Mayıs ayında 6 kişilik sağlam bir grupla Speyside'a çıkarma yaptık. Edinburgh'tan manzaralı bir tren yolculuğu ile ulaştığımız Elgin'e ilk vardığımız andan itibaren herkeste bir merak ve iyi viskiye olan bir iştah vardı. Festivalin ilk tadımı çarşamba akşamı Glenfiddich damıtımevinde yapılıyordu ve biz de yerimizi aldık. Gruptaki 4 kişinin ilk damıtımevi ve tadım tecrübesi olduğu için büyük bir heyecan vardı... 4 farklı kategoride son 2'ye kalan viskileri ciddiyetle tadıp, tercihlerimizi yaptık. Sonuçların açıklanacağı son güne kadar hangi viskileri tattığımız süpriz olarak kaldı. İlk jurilik deneyimimizi de böylece yaşamış olduk. Birkaç pub gezdikten sonra çok geç olmadan otele döndük ve yoğun geçecek sonraki gün için vücudumuzu dinlendirdik.


Perşembe sıkı bir BenRiach tadımıyla başladı. Tur sırasında bizimle birlikte kalabalık bir İskandinav grubu idare etmeye çalışan Ewan sonunda dayanamayıp sadece 39 yıl beklemiş bir fıçıdan direk viski servis etmeye başlayınca bazı şeylerin hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağını da anladık. İyi ki bu deneyimi yaşamışız çünkü geçen sene tekrar ziyaret ettiğimizde fıçıdan tadım yapma şansı bulamadık. Tur bitiminde hepimizin ilk kez deneyeceği BenRiach'ları keyifle yudumladık. Özellikle isli versiyonuna bayılıp birkaç şişe alanlar oldu. Öğle yemeği için Dufftown'da kısa bir mola verdik. Bu arada lokal biralardan Windswept'in farklı çeşitlerini denedik. Çıkışta lojistikten sorumlu dostumuz Garey, bagajda sakladığı gaydasıyla bize ve tüm kasaba halkına mini bir konser vererek ilk süprizini yaptı.


Sonraki durağımız, hızlı bir tadım için yine uğradığımız Glenfiddich oldu. Dev bir üreticinin hikayesini dinledik. İyi maltlarla öğleni geçirdik. Sırada hakkında hep olağanüstü yorumlar okuduğumuz Balvenie damıtımevi vardı. Herşeyi bir üst seviyeye taşıması açısından çok önemli bir durak oldu açıkçası. İlk karşılama anından turun bitimine kadar sakin, üst düzey ve tıpkı üreticinin kendisi gibi ağırbaşlı bir deneyim sundu hepimize. Önce taze demlenmiş iyi kahve eşliğinde, rahat koltuklarda bir tanışma. Sonra acele etmeden damıtımevi ve az dünyada az sayıdaki üreticinin sahip olduğu fıçı atölyesi gezisi. Hepsinin sonunda kapsamlı ağırdan alan ve etkileyici bir tadım. İskoçya'nın en iyi tur&tadım deneyimlerinden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir. Çıkışta alkol seviyesi de yükselince güzel fotoğraflar çekildik. Aracımıza geri dönmek için küçük bir yürüyüş ve demiryolu geçidinden sonra bir sonraki durağa doğru yola çıktık. Tadı damağımızda kaldı desek yeridir. Günün devamında iyi biraya ve sohbete devam ettik.


Üçüncü güne 1865 yılından beri Grant ailesinin sahip olduğu bağımsız üretici Glenfarclas ziyaretiyle başladık. 1973 yılında faaliyete geçen ziyaretçi merkezi hem alanındaki ilklerden biri olması hem de klasik stili ile bize tadacağımız maltlarla ilgili de bir ipucu verdi. Glenfarclas eski aile geleneklerini ürettiği viskiye yansıtmış, klasik ve dengeli tarzıyla güne mükemmel bir başlangıç yapmamızı sağladı. Sonraki hedefimiz yine bir dev üretici olan The Macallan oldu. Dev tesislerde gezerken, bu kadar büyük bir üretim hacmine rağmen küçük detaylara ne kadar önem verildiğini görüp şaşırdık. Farklı yerlerde karşımıza çıkan sanatsal fotoğrafları da gözden kaçırmadık. Tadım sırasında Macallan'ı farklı kılan nüansları ve rafine bir Speyside viskisinin nasıl olması gerektiğini bir kere daha anladık. Günü Glenlivet damıtımevinde yaptığımız tadımla noktalarken belli bir yorgunluk seviyesine gelmiştik bile. Dostumuz Garey bunu anlamış olacak ki bu defa mola için bizi Spey nehrinin yanında Craigellachie köprüsünün hemen altındaki nefis manzaraya götürdü. Soğuk ve tertemiz akan suların yanında piknik masalarında viskimizi yudumlarken Garey bize yine küçük bir konser verdi ve kendimize gelmemizi sağladı.


Speyside'daki son günümüz yine sıkı bir kahvaltıyla başladı. Önceki gece içkiyi fazla kaçıran birkaç dostumuz son dakika meyveyle geçiştirdi tabi ki. Saat 10 gibi araca bindiğimizde dostumuz Garey önce evinden getirdiği bir roze şarap şişesinden bize isimsiz bir cask stregth malt ikram etti ve ne olduğunu tahmin etmemizi istedi, sonra da bugün aynı yöne seyahat edecek olan Elgin sakini "Old Jock"un bizimle gelmsinde bir sakınca var mı diye sordu? Tabi ki gelebilir deyince yoldan Yaşlı Jock'u da alarak Huntly'ye doğru yola koyulduk. Huntly tren istasyonundan Edinburgh'a doğru yola çıkmadan önce son bir durağımız vardı. O güne kadar hepimiz için bir gizem olan Glendronach damıtımevi! Girişten itibaren bu az bilinen üreticideki tüm kuralları altüst ettik. Bir taraftan da hem samimiyet hem de olağanüstü kaliteli viskiden çok etkilendik. Başta bunlar da nerden çıktı diyen çalışanlar, bizi uğurlarken lütfen bir daha gelin der gibiydiler. Speyside bölgesine Huntly tren istasyonunundan veda ederken Garey ve Old Jock ile hüzünlü bir şekilde vedalaştık. Bir dahaki görüşmemize kadar hepimizin ortak dileğini Aydın Tarakçı dile getirdi , "Jock please don't die"!!!

12 görüntüleme

2012  |  Uzkeba  |

  • Grey Instagram Icon
  • Grey Facebook Icon